GÜNCEL      MAGAZİN      SİNEMA      RÖPORTAJ      TİYATRO      ETKİNLİKLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Prof. Dr. Arif VERİMLİ - info@aktueldergi.net
UYKU BOZUKLUKLARI
31 Ekim 2017 - 25 okunma

 

Uyku Bozuklukları

-İnsomnia/Uykusuzluk

İnsomnia,  yeterli sürede ve dinlendirici uyku uyuyamama hastalığıdır. Hastalığın varlığı süresince uyku saatlerinde düzensizlik, ani gece uyanmaları, uyandıktan sonra tekrar uykuya dalmada güçlük ve sabah çok erken saatlerde uyanma gibi belirtiler gözlemlenir.

Düzenli uyku saatinin varlığı ve uzun süreli uyumalar, ertesi güne dinlemiş ve çalışmaya hazır hale gelerek uyanacağımız anlamına gelmez. Uyku ve uyuma problemleri üzerine yapılan çalışmalarda, yetişkin bir bireyin, her gece 7-8 saat uyuması gerektiği söylenir. Ancak bireyden bireye farklılık gösteren dinlenme süreci kişinin uyku uyuma süresini değiştirebilir. Araştırmacılar yetişkin bireylerin %30 ila %40'lık bir bölümünün her sene insomnia problemi ile başa çıkmaya çalıştığını belirtmektedir.

AKUT İNSOMNİA
İnsomnia'nın kısa süreli olarak görülmesi anlamına gelir. Akut insomnia genelde stresli bir günün ardından ya da ruhsal gerilimin yüksek olduğu günlerde kendini gösterir. Vücut saatimiz böylesine zor günlerde dinlenme vaktimizin geldiğini göstermekte zorlanır. Genelde 1 ila 2 gün arası süren bu düzensizlik, kendimizi daha iyi hissettiğimiz ana kadar devam eder. 4 haftayı bulabilen akut insomnia bulguları vardır.

KRONİK İNSOMNİA
1 ay veya daha fazla süren uyku düzensizliğine kronik insomnia denir. Yetişkinlerin %10-15'lik gibi büyük bir bölümü kronik insomnia'dan şikayetçidir. Akut insomnia'ya nazaran kronik insomnia, doktor yardımı gerektirir. Bu tarz bir rahatsızlığın ana sebebi genellikle büyük çapta bir depresyonun varlığıdır.

Yeterli sürede ve derin uyumak bireyin sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürebilmesi için oldukça önemlidir. Tıbbi araştırmalar özellikle kronik insomnia hastalığının bireyde davranış bozuklukları yarattığını açıklar. Gündüz devamlı uyku halinin varlığı, bunu takiben bazı rahatsızlıklar, enerji azalması, isteksizlik ve konsantrasyon zorluğu gibi günlük hayatı zorlaştıran belirtilerinin varlığı bilinmektedir. Tüm bunların varlığı kişiyi negatif etkiler altında bırakır, memnuniyetsizlik kendini gösterir ve başarısızlıklar birbirini kovalar. İnsomnia hastalığı kişinin psikolojik yapısı üzerinde oldukça büyük sorunlara neden olur. Trafik kazalarının birincil nedenleri arasında yer alan dikkatsizlik, dalgınlık, refleks azalması insomnia kaynaklı olabilir.

Hayatımızı zorlaştıran Akut ve Kronik İnsomnia hastalığının oluşma sebeplerini sıralayalım.

· Akut İnsomnia da

· Stres

· Çevresel rahatsızlıklar (gürültü veya çok sıcak - çok soğuğa maruz kalmak)

· Normal uyku düzeninin bozulması ( Seyahat veya yeni doğmuş bir bebek)

· Çeşitli rahatsızlıklar nedeniyle ilaç kullanımı

Kronik insomnia hastalığının ortaya çıkış nedeni Akut insomnia dan farklı olarak  ruhsal gerginliğin yanında kronik hastalıklar da neden olabiliyor.

· Astım

· Kronik vücut ağrıları

· Kalp çarpıntıları

· Kronik stres

· Depresyon.

Ne zaman doktora gidilmeli?
Akut insomnia genellikle herhangi bir tıbbi yardım gerektirmez. Kişi ruhsal gerginliğini yenebildiği anda genellikle kendi kendine çözülebilen bir tür uyku problemidir.  Birey bu sorunu kendi başına da çözebilir. Ancak bu demek değildir ki; akut insomnia ciddiye alınmamalıdır. Eğer uykusuzluk birkaç geceden daha uzun sürüyor ve bünyeyi rahatsız ediyorsa, gün içinde gergin, uykusuz ve dikkatsiz bir tablo çizilmeye başlandı ise bu problem tıbbi yardım gerektirir. Bir hekim ile birlikte incelenmelidir. Akut insomnia dikkate alınmazsa, vücut tarafından tanımlanır ve kronik insomnia'ya dönüşebilir.

İnsomnia'nın Tedavisi
Doktor ve birey tarafından atılacak en önemli adım, ilk olarak uykusuzluk sorununun sebeplerinin araştırılması olmalıdır. Birçok  İnsomnia vakasında, ruhsal gerginliklerin yanında, sağlık problemlerinin varlığı da önemli yer tutar. Depresyon, stres, zor uyuma ve nefes alma zorlukları İnsomania'nın sıklıkla görülen nedenleri arasındadır. Uykusuzluğun önüne geçmek için çeşitli meditasyonlar ve uyku saati değiştirme yolları önerilebilir. Amerikan Tıp Birliğinin yapmış olduğu bir araştırmaya göre 65 yaşındaki toplam 78 hasta, 8 hafta boyunca ilaç tedavisi veya psikolojik tedavi ya da her iki tür tedaviye tabi tutulmuştur. Hastalar 2 yıl sonra tekrar incelendiğinde uykusuzluk problemin de en başarılı tedavinin psikolojik tedavi olduğu ortaya çıkmıştır. Bu sadece psikoterapinin yeterli olduğu anlamına gelmemelidir. Bireyin insomnia ile savaşında en doğru uygulama, yapılacak tıbbi incelemeler sonucunda ortaya çıkacaktır.

Davranışlara Müdahale etme:

Doktorlar, insomnia ile başa çıkmak için davranışlara müdahale yolunu kullanırken, uykusuzluğa karşı bireyin günlük davranışlarını ve tutumlarını değiştirmeye yönlendirmektedirler.

Uyarıcı Kontrolü:

Uyarıcı kontrolü, bireyin uyumasını engelleyen ve tetik görevi gören tüm aktivitelerin azaltılmasıdır. Amaç, kişiyi yatak odası ve uyku arasındaki bağa inandırmaktır. Örneğin kişi yatak odasını televizyon seyretmek, çalışmalarına devam etmek, kitap okuyup, yemek yemek gibi başka işlerinde de kullanıyorsa bu alışkanlıklardan bireyi uzaklaştırmak gerekir. Bir süre sonra kişi yatak odasına, sadece uyumak için gidebileceği alışkanlığı kazanır. Yatağa girdiğinde uykuya dalması kolaylaşır. Uzmanlar, uyumak için kişinin kendisini zorlamaması gerektiğini savunuyorlar ve " yatağa girdikten 15-20 dakika sonra bile hala uykunuz gelmemişse, başka bir odaya gidin ve uykunuzun gelmesini bekleyin." Tavsiyesinde bulunuyorlar.

Rahatlama Teknikleri:

Uyumadan önce yapılacak derin nefes egzersizleri, meditasyon ve hafif kas açma hareketleri, zihni rahatlatacak, kasları gevşetecek ve günün stresini atmanıza yardımcı olacaktır.

Uyku ve uyanma düzenini ayarlamak:

İnsanlar genel olarak her gece aynı saate yatıp, aynı satte kalkarlar. Bu tarz bir uyku düzeni oluşturmak gündüz yorgunluğu ve gündüz uykularını en aza indirecektir. Gün içinde mutlaka uyunması gerekiyorsa, bu süre 30 dakikayı geçmemelidir.

İnsomnia'nın İlaçla Tedavisi:

Yaşam tarzının ve davranışların değişmesine ek olarak insomnia'dan kurtulmak için ilaç tedavisi de önerilebilir. İlaç tedavisinin başında kişiyi rahatlatıcı özelliğine sahip ilaçların kullanımı tavsiye edilir. Bu tür tedavi tipine vücudun alışması ve bir sonraki kullanımda aynı etkiyi gösteremeyeceği olasılığının yüksek olması tedavi sürecinin kısa olmasına neden olur. Ortalama 3- 4 haftayı kapsayan bir süreç hekim tarafından düzenlenir. Hekim tarafından tavsiye edilen ilaç, doktor kontrolü dışında kesilmemeli ve yine doktor kontrolü dışında yüksek dozlara çıkılmamalıdır. Tıbbi yardım alırken eğer hekiminiz ilaç kullanımını uygun gördü ise konuşma sırasında hamile olup olmadığınızı, işinizin ne kadar dikkat gerektirdiğini yada ne sıklıkla araba kullandığınızı size sorabilir. Tedavinin doğru düzenlenebilmesi için bu gerekli bilgileri hekiminize iletiniz.

Uyku problemlerinin fiziksel ve ruhsal birçok nedeni olabiliyor. Günlük hayatımızda yaşadığımız üzücü olaylar bile gece uykumuzda peşimizi bırakmıyor. Bu tür ruhsal gerginliklerin yanında fiziksel problemler de düzensiz uykuya neden olabilir.

Bir çok insanın hoşlanmadığı durum horlama da uyku düzensizliklerine neden olabiliyor.

-Hipersomnia/Aşırı Uyku

Hipersomnia Nedir?

Hipersomnia aşırı uyku uyuma ve aşırı gündüz uyku gereksinimleri ile kendini gösterir. İnsomniaya göre daha nadir görülmektedir. Hipersomniaya narkolepsi yol açabilmekte ve madde kullanım bozukluğu da hipersomniada etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Hipersomnia normal uyku-uyuma düzeninin bozulması ile ortaya çıkar. Birey uyanık kalabilmek için çaba sarfeder, kısa süreli bile olsa yatağa girerek uyumalar ve normal kalınan sürenin dışında yatakta kalma ile kendini gösterir.

Hipersomnia belirtileri:

Hergün uyku zamanlarının uzaması en az 1 ay boyunca süren uyku hali,
Aşırı uykulu olma durumu,
Hipersomnianın bir genel tıbbi durum ya da kullanılan bir ilaçın yan etkisinden bağımsız olarak ortaya çıkması,
Hipersomnianın mutlaka bir beyin sendromuyla ortaya çıkmaması,
Aşırı uykulu olma durumu kişinin mesleki ve  toplumsal düzenini bozmaktadır.

Tedavisi:

Hipersomnia genetik özellikler taşımaktadır. Tedavisi mümkün olan Hipersomnia tedavisinde sabah ve ya akşam uygulanacak amfetamin gibi uyarıcı ilaçlar kullanılmaktadır.  Hipersomniadan sorumlu en yaygın durumlar ve klinik tablolar; Narkolepsi ve Uyku Apnesidir.

a ) Narkolepsi:  Aşırı gündüz uykusu çekme durumu ve en az 3 aydır devam eden günlük REM uykusundaki anormal bulguları içermektedir. Narkolepsi uyku mekanizmasında özellikle de REM yaşanan mekanizmadaki anormalliktir. En yaygın belirti uyku ataklarıdır. Hasta uykuya geçişini engelleyemez. Narkolepsi çok yaygın bir hastalık değildir. Genetik özellikler taşımaktadır.

Narkolepsi belirtileri:

En az 3 ay süreyle karşı konulamaz ve engellenemez uyku atakları ve uyku ya geçmeler,
Narkolepsi genel bir fizyolojik duruma bir madde bağımlılığına ve ya ilç kullanımına bağlı değildir.

Tedavisi:

Narkolepsi her yaşta görülebilen bir rahatsızlıktır. Ancak en çok genç erişkinlikte ve 30 yaşından önce görülmektedir. Narkolepsinin en önemli yönü kişinin uykuya dalışı engelleyememesi ve karşı koyamaması nedeniyle otomobil ve endüstri makineleri kullanırken ani kazaları meydana getirici nitelikte olmasıdır. Narkoleptik hastalar uykuya hızlıca daldıklarını ancak çok sık uyku bölünmesi yaşadıklarını ifade ederler. Katapleksi denilen düşme şeklinde ataklar, uyku başlangıcında ve uyanırken ortaya çıkan kısa süreli felçler, halk arasında karabasan denilen bir ağırlık hali, uykuya geçerken oluşan halüsinasyonlar ve hayaller bu klinik tabloya eşlik eder. Tedavisi mümkün bir hastalıktır. Tedavisinde günün sistemlenmiş saatlerinde uygulanan kestirmeler yardımcı olmaktadır. Tedavide bazen ilaca dahi gerek duyulmamaktadır. İlaç tedavisinde amfetamin gibi uyarıcılar yararlı olmakla birlikte özellikle katalepside antidepresanlarla kombinasyonda fayda vardır.

b ) Uyku Apnesi: Uyku sırasında çok sayıda genellikle 30'dan fazla, kısa süreli
(10 saniyeden az) solunum durması (apne) ile seyreden uyku bozukluğudur. Normal kişilerde de, uyku sırasında az sayıda solunum durması atakları olabilir.
İki ana tipi vardır.

Birincisi solunum yollarını engelleyen olaylarla birlikte olan mekanik uyku apnesidir. Büyük bademcikler, burundaki deviasyon, çene anormallikleri, üst solunum yolu enfeksiyonları en önemli mekanik uyku apnesi nedenleridir.

İkinci neden ise merkezi uyku apnesidir. Daha çok beyin sapı denilen bölgenin hastalıkları bu tür uyku apnesine yol açar. Uyku apneli hastalarda, şişmanlık, apneleri arttırabilir. Bazen şişmanlık, tek başına bu apnelerin nedeni olabilir. Horlama yine uyku apneli hastalarda sık görülen bir bulgudur. Diğer bir bulgu ise gün içindeki aşırı uyku halidir. Öncelikle solunum yollarını daraltan veya tıkayan engeller ortadan kaldırılmalıdır.

Tedavisi:

Şişman hastalar, zayıflatıcı diyet programına alınmalı, varsa uyku apnesinin diğer nedenleri ortadan kaldırılmalıdır. Bunlarla sonuç alınamayan hastalarda, solunum yollarına devamlı pozitif basınç veren aygıtlarla tedavi gibi diğer yöntemler kullanılır.

Uyku apnesi en basit tanımıyla uyurken hava akımının burun ya da ağızda 10 saniye ve üstü bir süre kadar durmasıdır. Bir kişide uyku apnesi olduğunu anlamak için saatte 5 apne veya gece boyu 30 apne yaşaması gerekir. Uyku apnesi tehlikeli bir hastalıktır. Bazı sebepsiz ölümlerin, çocuk ve bebek ölümlerinin sebebi olduğu düşünülür. Son dönemde yapılan araştırmalar Hipersomnia incelemesi yapılan hastaların % 40'ının Uyku Apnesinden yakındığını ortaya çıkarmıştır.

-Parasomnia/ Uyku İle ilgili Bozukluklar

PARASOMNİA


· Huzursuz Bacak Sendromu

· Diş Gıcırdatması ( Bruksizm )

· Uyurgezerlik

· Gece ( Uyku ) Terörü

· Kabuslar

· Gece Korkuları

· Yatak Islatma ( Enürezis Nokturna )

HUZURSUZ BACAK SENDROMU

Huzursuz bacak hastalığı genellikle ergen kişilerde görülür. Olguları üçte biri ailevi özellik gösterir. Hastalar genellikle yattıklarında ayaklarında huzursuzluk hissederler. Ayaklarını hareket ettirerek, bazen kalkıp dolaşarak bu huzursuzluğu gidermeye çalışırlar. Bunlar hastada kısa bir süre rahatlık sağlar. Hastada uykuya geçmede zorluk, kesintili uyku gibi uyku bozukluklarına yol açar. Bu nedenle tedavisi gerekir.

Bacaklarda ortaya çıkan tam olarak tarif edilemeyen ve uykuya dalmaya engel olan garip his yaşatan uyku hastalığıdır. Ağrı, karıncalanma, uyuşma ve ya çekilme şeklinde ortaya çıkan huzursuz bacak sendromu hastaların uykuya dalmalarında son derece büyük zorluk yaratır. Hastalar yataklarından kalkıp dolaşmak isterler, Bu his gece uyanmalarına ve uykuya dalma zorluğuna yol açar. Hastalar uzun süreli yolculuk ve istirahatten rahatsızlık duyarlar.

Her yüz kişinin 3'ünde görülen rahatsızlık, yaş ilerledikçe şiddetlenmektedir. Romatizma ile karıştırılabilmektedir. Hastalara uygulanan EMG' lerde fizyolojik durumlara rastlanmamıştır. Huzursuz bacak sendromuna en çok şeker hastalığı, gebelik, kansızlık. neden gibi gösterilse de pek bir nedene bağlanamamıştır.

Genellikle kronik seyirli ve tedavi edilmezse hayat boyu devam eden bir hastalıktır. % 40 oranında 20 yaşından önce çıkan hastalık yıllar itibariyle şiddetlenir.

BRUKSİZM

Belirtileri:

Uyku sırasında dişleri sıkmak, gıcırdatmak ve ya çeneyi kenetlemektir. Diş gıcırdatma normal olmayan bir durumdur. Çok şiddetli bir ses ortaya çıkar. Diş gıcırdatma dişlere son derece zarar verir. Diş mineleri zarar görür, diş boyları kısalabilir, hatta kiste yol açabilir. Bunlarla beraber çene eklemindeki kıkırdak doku zarar görür.

Diş gıcırdatmasının en önemli sebebi, stres, gerilim ve kaygıdır. Hem gece hem gündüz uykusunda görülebilir. Diş gıcırdatma uykunun ilk evrelerinde ortaya çıkar. Aslında hafif dereceli diş gıcırtısı pek çok kişide görülebilir. Ancak şiddetli diş gıcırtısı her 1000 erişkinin 3'ünde görülür. Diş gıcırdatması yaşayan hastaların çiğneme kasları çok gelişmiştir. Hasta diş gıcırdattığının genellikle kendi farkına varmaz. Stres ve depresyonla beraber artmaktadır.

Tedavisi:                                                                                                                                                     
Dişlerin fiziksel ve estetik yapısını bozacağından dolayı bu hastalığa önem verilmesi ve stres kaynağının tedavi edilmesi gerekmektedir. Uykudayken eğer çene ağrısı yoksa fark edilmez. Tedavi daha çok diş hekimleriyle sürdürülür.

UYURGEZERLİK

Belirtileri:

· Genellikle uykunun ilk devresinde ortaya çıkmaktadır. Uyku sırasında yataktan kalkma ve gezinme olarak tanımlanabilir

· Kişi uyurgezerken boş boş ve gözünü dikerek bakar. Başkalarıyla iletişime geçmez, tepkisizdir.

· Uyurgezer çok zor uyandırılır

· Uyurgezerin uyandıktan sonra davranışlarında bir anarmallik olmaz.

· Uyurgezerlik belli bir fizyolojik rahatsızlığa bağlı değildir

· Uyurgezerlik bir madde kullanımına ve ya ilaç kullanımına bağlı değildir

· Uyurgezerlik kişinin toplumsal ve mesleki yaşantısını zorlaştırır.

Uyurgezerlik bir dizi kompleks davranıştan oluşur. Uyurgezerlik bilinçsizce ve hatırlamadan yatağı terk etme ve yürümeye başlamadır. Hasta ayağa kalkar, yürüme, banyoya gitme, giyinme, konuşma, çığlık atma hatta araba kullanma gibi hareketler yapar. Davranış bazen uyanarak sonuçlanırken, genellikle yatağa geri dönmeyle son bulur.

Çocuklarda daha sık görülen uyurgezerlik; 5-8 yaşlarında ortaya çıkar ve erkek çocuklarda kızlardan daha yaygındır. Uyurgezerlik nörolojik tabanlı da olabilir. Stresli dönemlerde artmaktadır. Aşırı yorgunluk uyurgezerliğin şiddetini arttırır. Uyurgezerlik önemli bir rahatsızlıktır çünkü kaza, yaralanma, camdan düşme. ile sonuçlanması çok tehlikelidir.

Tedavisi:

En başarılı tedavi ilaç tedavisi olup stres kaynağıyla ilgili psikoterapi de faydalı sonuç verir.

GECE TERÖRÜ, KABUSLAR, GECE KORKULARI

Kabus:

Kabus bireyin korkuyla uyanmasına yol açan uzun ve korkulu rüyalardır. Kabuslar diğer rüyalar gibi her zaman REM uykusunda oluşur. Genellikle uykunun ilerleyen REM safhasında görülmektedir. Erişkinlerin % 50'si kabus görmektedir. Bazı kişilerde yaşam boyu kabus görmek sık gerçekleşirken, bazılarında ise bazı hastalık ve stres dönemlerinde gerçekleşmektedir.

Belirtileri:

· Uykulardan, kişinin güvenliğine, yaşamına, varlığına tehdit içeren uzun süreli ve ileri derecede korku içeren rüyalar görerek uykunun sürekli kesilmesi

· Kişi kabus görerek uyanmışsa bu tam bir uyanma olur

· Kabuslar çok gergin, kaygılı ve sorunlu günlerde artmaktadır. Depresyon, Posttravmatik Stres Bozukluğu ve Deliryum Vakalarında sıklaşmaktadır.

· Kabuslar genel bir tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olarak ortaya çıkmazlar

· Kabus görerek güne başlama, kişinin mesleki ve toplumsal düzenini olumsuz etkiler.

Tedavisi:

Kabus Bozuklukları için kendine has bir takım tedavi yöntemleri kullanılmaz. Kabus bozuklukları genellikle özgül bir tedavi gerektirmemektedir. Sorunun kaynağının tedavisine yönelik yaklaşımlar daha endikedir. Tirisiklik ilaçlar REM uykusunu baskıladığından kabus görmeyi de baskılayabilmektedirler.

Gece Terörü:

Belirtileri:

Uykunun ilk birkaç saati içinde bir rüya olmaksızın kişinin birden büyük bir korku ile bağırarak uyanma nöbetidir. Yoğun bir korku ve panik nöbeti ve buna bağlı çarpıntı, titreme, terleme gibi belirtiler vardır. Bu bozukluk 4 - 12 yaşlar arasında başlar ve çocukluk döneminin sonlarında kaybolur. Erişkinlerde bunaltı bozukluğu olan kişilerde görülebilir.

Gece terörü genellikle uykunun ilk yarısı ve ya ilk 1/3 'lük kısmında meydana gelir. Birey genellikle kendinde değil ve tam bir uyanıklık halinde değildir. Sabah uyanınca gece yaşananlar hatırlanmayabilir ve gece terörü diye adlandırdığımız durum meydana geldikten sonra 5 dakika içerisinde uykuya dalınabilir.

Tedavisi:

Gece Terörü sıklıkla çocuklarda görülmektedir. Öncelikle bir uzman tarafından gece terörüne yol açan kaygı ya da diğer psikolojik etkenler ortaya çıkarılmalı ve psikoterapiyla sorunun kaynağına inilmelidir. Gece Terörü tehlikeli bir hastalıktır. Çünkü sendrom esnasında yaşanan panik nöbetlerinde çocuğun yatağa çarpmasına ve yaralanmasına sebep olabilir.

Gece Korkuları ( Uykuda Korku Bozukluğu ):

Belirtileri:

· Genellikle uyku döneminin ilk 1/3 'lük döneminde ortaya çıkan sebepsiz ve yersiz bir korku içinde çığlık atma gibi davranışlarla yinelenen durumdur.

· Kan basıncında artış, aşırı terleme, soluk kesilmesi, soluğun hızlanması görülür.

· Çevredekilerin yardım çabalarına karşı birey son derece tepkisizdir.

·  Bu bozukluk, madde kullanımı, ilaç kullanımı, ya da genel bir tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

Tipik olarak gece korkusu yaşayanlar korkulu bir ifade ile yatakta oturur, çığlıklar atar ve korkuyla uyanırlar. Gece korkusu yaşandıktan sonra hasta hemen uykuya da dalabilir. Uyurgezerlikle polisomnografik anlamda benzerlikleri saptanmıştır. Çocukların % 4'ünde görülen gece korkuları erkek çocuklarda kız çocuklardan daha sık görülür ve genetik yönü bulunmaktadır.

Tedavisi:

Uykuda gece korkularının sık tekrarlaması mutlaka tedavi gerektirmektedir. Çünkü uykunun kalitesini düşürmektedir. Stres ve kaygı kaynağına inmek endikedir. Psikoterapi daha yararlı görülmektedir ancak küçük dozlarda ilaç alımı da atakları ortadan kaldırabilmektedir.

ENÜREZİS NOKTURNA ( YATAK ISLATMA )

Enürezis istemsiz ya da istemli olarak idrarın giysilere ve ya yatağa bırakılmasıdır. Enürezis tanısının konması için hastada 5 yaşa erişmiş olunması aranır. Bununla beraber en az 3 aydır ve haftada 3 kez tekrarlanan bir idrar bırakımı enürezisi çağrıştırır.

Belirtileri:

· Yatağa ve ya giysilere istemli ya da istemsiz olarak yineleyici bir şekilde idrar bırakılması,

· En az 3 ay boyunca ve haftada 3 kez yatağa ve ya giysilere idrar bırakılması,

· Yaşın 5 ve yukarısında olması

· Enürezis, bir maddenin ya da genel bir tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerinden bağımsız bir idrar bırakmadır.

Çocuğun gelecek yaşantısında izler bırakabilecek bir durumdur. İstemli yapılan idrar bırakmanın altında daha çok kardeş kıskançlığı, isteklerinin yerine getirilmemesi yatarken, istemsiz de da ha çok kaygı, korku endişe ve bilinçaltı faktörler söz konusudur.

Tedavi edilmesi şart olan enürezis en çok 5 yaş sonrası % 8 oranında görülmektedir. 14 yaşında % 2 oranında görülen enürezis erişkinlerin % 1'inde görülmekte ve yaşın ilerlemesiyle birlikte bu oran düşmektedir.

Enürezis tamamen tedavi edilebilir bir hastalık olup, hastalık döneminde hastaların duygusal, sosyal kaygıları artar, benlik imajı ve saygısı zedelenir, sosyal gerilim, utangaçlık, aile içi çatışma ve utanç durumu artar.

Tedavisi:

Tuvalet Eğitimi: Daha hiç enürezise rastlamadan verilecek bir tuvalet eğitimi enürezisin ortaya çıkmasını azaltacaktır. Ancak ortaya çıktıktan sonra da sıvının tuvalete atılmasıyla ilgili girişilecek eğitim süreci ve pekiştirici ödüller faydalı olabilmektedir.

Psikoterapi: Özellikle istemsiz ve tabi istemli idrar bırakmanın kaynağına inmek, oluşan bilişsel süreci saptamak ve doğru düşünce metodlarını aktarabilmek için şarttır. Psikoterapi enürezis sonrası oluşan duygusal ve sosyal harabetin giderilmesinde de etkindir.

İlaç Tedavisi: Enürezis tedavisinde ilaç daha seyrek kullanılmalıdır. Özellikle çocukluk dönemi enürezisinde ilaç daha az tercih edilmelidir. İlaç tedavisinin başlamasıyla enüretik hastaların % 30'u kuru kalır, ve % 85'i tedavi öncesine göre daha az idrar bırakır. Ancak ilaç kesilince enürezis genellikle 1 ay içinde ortaya çıkar.

Davranış Terapisi: Bu yöntem önemlidir. Çünkü tedavi sonrası hastaların % 50'sinde tam kuruluk sağlanır. Burada çocuk pedi ve zil (sinyal ) düzeneğiyle oluşmuş klasik koşullandırma yöntemidir. Uyumadan önce idrar çıkış saatleri belirlemek ve idrarı tuvalete bıraktıkça ödül koymak da enüreziste kullanılan bir davranış terapisidir ve endikedir.


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Prof. Dr. Arif VERİMLİ Diğer Yazıları

21 Aralık 2016 - ÇOCUK YETİŞTİRENLER NELERE DİKKAT ETMELİ?
08 Ocak 2016 - ZİHİNSEL VE BEYİNSEL MUTLULUK İÇİN NELER YAPMALIYIZ?
Üye Girişi
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo Canlı Yayın
 
 
       
Facebook Beğen
Takvim
Sayfalar
Anasayfa | Künye | Gazeteler
CH
UA-107511990-1