MAFYA İLE ORTAK ÇALIŞMA YAPAN BAŞKAN ADAY ADAYI KİM

21 Kasım 2018
0 Haber Yorum

CHP Küçükçekmece Belediye Başkan Aday Adayı Ali Rıza Gülkanat gelin hep birlikte tanıyalım

Rüşvet almak ve vermek dinen, ahlaken ve hukuken suçtur. 
Rüşvetin çok yaygın olduğu toplumlar vardır. Ancak hiçbir toplumda rüşvet hukuken, ahlaken ve dinen hoşgörüyle karşılanan bir uygulama değildir.
Erdoğan kendisinin, yakınlarının, bakanlarının ya da bürokratlarının hiçbir şekilde rüşvet almadığını doğrudan söylemedi. Ortada dolaşan rüşvetle ilgili fezlekelerdeki delilleri de açıkça reddetmiyor. 
Erdoğan ve hükümetinin boğazına kadar rüşvet pisliğinin içinde olduğunu gösteriyor deliller. Erdoğan eğer 17 ve 25 Aralık soruşturmalarına izin verseydi, bu pisliğin boyutunu bütün halk mahkeme salonlarından öğrenecekti. Bu nedenle Erdoğan ortada yolsuzlukları yargılayabilecek mahkeme bırakmadı.

“Oğlum Bilal olmasaydı, Bakanlarım olmasaydı, Havuzumun müteahhitleri olmasaydı bu soruşturmalarla ilgili olarak,  bakın o zaman ne kadar hukuka ve dine saygılı olduğumu hepiniz görecektiniz.” demeye getiriyor.
Erdoğan doğrudan inkar edemediği rüşvet paralarıyla ilgili dolaylı bahaneler üreterek halkı kandırmaya çalışıyor. Bu yalanlardan birincisi rüşvet paralarının halkın cebinden çıkmadığı yalanı. Yani halktan doğrudan çalınmamış. 
Alan razı, veren razı olunca rüşvet helal olur mu? Birtakım iş sahiplerine sağlanan ekstra ayrıcalıklarla, alana da verene de kazanç sağlayan rüşvet düzeninde kul hakkı yok mudur?
Rüşvetin en büyüğü iki tarafın da kazanç sağladığı sistemdir. Rüşvetçinin en büyüğü halka ve çevresine dürüst imajını başarıyla yürüterek, yani algıyı iyi yöneterek, bazı ayrıcalıklı işlerden ve kişilerden, kazan kazan politikasıyla büyük rüşvetler almayı becerebilendir. 
Eğer büyük rüşvet çarkı kurulacaksa, Ülke yönetiminde tüm vatandaşları ilgilendiren devlet işlemlerinde genel olarak bir dürüstlük ve çabukluk göze çarpar. Ülkeyi yönetenler, bu alt birimlerde memur istihdamında dürüstlüğü ön planda tutar ve rüşvete göz yummaz. Oy verecek vatandaşlar gözünde ciddi bir dürüstlük algılaması oluşturulur. Örneğin hastane, postane, ehliyet ve ruhsat işlemleri.
Devletin büyük yatırımları ve önemli ihaleleri söz konusu olduğunda ise buralarda kesinlikle temiz ve dürüst bürokrat istenmez. Yatırım ve ihalelerden rüşvet havuzuna rahatlıkla para aktarılsın diye buralarda hep işi iyi bilen (!) bürokratlar atanır. Ancak bu büyük ihale ve yatırımlar gerçekleştirilirken yapılan işlemlerden kimsenin haberi olmaz. Buralarda hortumlanan parayı alan yani siyasetçi ve bürokrat, parayı veren yani işadamı ve müteahhit olduğu, para da hazineden çıktığı için alan da veren de razıdır. Dolayısıyla oy veren vatandaşların bu işlemlerden haberdar olması mümkün değildir.
Milletin haberdar olmadığı için şikayetçi olmadığı rüşvet kazancı helal olur mu? Büyük yatırım ve ihalelerde dönen paralar millete ait değil midir?  
Toplum bilimi açısından bu ekonomi yönetim sistemini tanımlamak gerekirse, ikiyüzlülük ekonomisi diyebiliriz. Yani halkı doğrudan ilgilendiren hizmetlerde dürüstlüğü ön plana çıkarmak suretiyle halkın gözünü boyarken, halkın haberi olmayan büyük harcamalarda halkın parasını hortumlamak suretiyle zenginleşmek, inanç ve değerlerimiz açısından da bir münafıklık alametidir.

İŞİNİ İYİ YAPANIN ÇALMA HAKKI VAR MIDIR?

Yolsuzluk iddialarıyla ilgili olarak mantıklı izah getiremeyenlerin halkı kandırmak için kullandıkları diğer argüman, “Çalıyorlar ama çalışıyorlar, diğerleri hem çalıyor hem de çalışmıyordu” denmesidir. Sanki hem çalışmak ve hem de çalmamak mümkün değil gibi.
Benim çocuğum derslerinde çok başarılı, hep takdir getiriyor. Ama bazen arkadaşlarının cüzdanından da para çalıyor.
Hakem Fifa kokartlı, çok başarılı, bir iki maçta şike yapsa ne olur?
Trafik polisine bak, trafiği ne güzel yönetiyor, arada taksicilerden rüşvet alıyormuş, bana ne canım.
Bu doktor var ya, alanında en iyisi, mutlaka buna ameliyat ol, gerçi çok fazla bıçak parası istiyor ama helal olsun.
Rüşvet alan memurların birçoğunun işinin uzmanı olduğu ve çok çalışkan oldukları bilinen bir gerçektir. Çünkü rüşvet almak hem beceri gerektirir, hem mesaiye azami riayet, hem de cesaret. Rüşvetçi memur çoğu zaman çalıştığı birimde problemleri çözen kişi, yani aranan adamdır. Üstleri ondan vazgeçemez. Hem işini iyi yapar, hem de kendi işine(!) bakar.
Bir ülkede siyasetçi çalışkan olmak zorundadır. Yatırımlar planlamak ve yapmak onun temel görevidir. Duble yollar yaptı, barajlar inşa etti, havaalanları yaptı, hastaneleri büyüttü geliştirdi diye yolsuzluk yapmaya hak kazanamaz. Hiçbir yatırım siyasetçiye ülkeyi soyma ayrıcalığı tanımaz. Üstelik bu yatırımların motivasyonunun daha fazla rüşvet almak olduğu da ortaya çıkmıştır.
Sultanbeyli İlçesi’nin neredeyse yarısı üzerinde binlerce kaçak bina olan, tapusuna binlerce kişinin ortak olduğu 22 adet parsel üzerinde yer alıyor.
 Bu parsellerden 1561 parsel diye bilinen gayrimenkul yaklaşık 6 milyon metrekare büyüklüğünde. Sultanbeyli’de binlerce vatandaş yıllardır bu mülkiyet sorununun çözümünü bekliyor.
Ancak dokuz milyon metrekareyi bulan bu 22 parselin 3,5 milyon metrekaresine EVKUR ve sahibi Hasan KAN, Ali Rıza GÜLKANAT ve İsmet GÜLMEZ tek başına sahip. 

Başbakan, 2011 genel seçimlerinden önce Sultanbeyli’de yaptığı mitingde, EVKUR’un sahibi Hasan KAN’ı kürsüye çıkarmış ve sorunun halledileceği yönünde ondan söz almıştı.
Bu söz üzerine Sultanbeyli Halkı büyük ümitlerle 2 yıldır sorunun çözülmesini beklemekte. 
Ama maalesef işin iç yüzü hiçte ümit verici değil. EVKUR’un sahibi Hasan KAN ve yanından ayırmadığı Ali Rıza GÜLKANAT işi tamamen fırsatçılığa dökmüş durumda.

Sultanbeyli’nin büyük kısmını bin bir dümenle ele geçiren bu mafyatik kişiler kendi hisselerine karşılık  para değil, İstanbul’un imara açılmamış bakir arazilerini istiyorlar. Amaçları ise bu arazileri düşük değerden takas edip, imarını arttırıp ranta dönüştürmek. EVKUR’un sahibi Hasan Kan ile diğer hissedar İsmet GÜLMEZ’in işlerini takip eden Ali Rıza GÜLKANAT’a İstanbul’un tüm arsa ve arazilerinin tapu ve kadastro bilgilerinin verildiği ise gelen bilgiler arasında. 

Maliye Bakanlığı konu üzerinde çalışırken, Erdoğan BAYRAKTAR’ın Çevre ve Şehircilik Bakanı olmasının ardından Bakanlar Kurulu Kararı ile Sultanbeyli’nin tamamı proje alanı ilan edildi ve bu konuda yetki tamamen Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçti.

Sultanbeyli halkı sorunun bir an önce çözülmesini ve tapularını almayı bekleyedursun, ulaştığımız bir belge Devlet adına skandallarla dolu vahim bir
durumu ortaya çıkardı. EVKUR’un sahibi Hasan KAN ve Ali Rıza GÜLKANAT’ın binlerce vatandaş üzerinden Devlet Erkan’ı ile kapalı kapılar ardında nasıl çirkin bir pazarlık yaptığını gözler önüne serdi.

Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 15.03.2012 tarih- 007793 sayı ile İstanbul Valiliğine gönderdiği yazıda aynen şu ifadeler geçiyor:

“…Konu ile ilgili olarak ilgi(b) yazınız ile gönderilen belgelerin, 17.01.2012 tarih ve 1540 sayılı yazımızla Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilmesi sonrasında, Bakanlığımız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sultanbeyli Belediye Başkanlığı, EVKUR Alışveriş Merkezleri Ticaret A.Ş. ile birlikte diğer gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerini temsil ettiğini belirten Ali Rıza GÜLKANAT arasında 15.02.2012 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan BAYRAKTAR’ın makamında ve 20.01.2012 tarihinde Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünde toplantılar düzenlenmiştir.

Bu toplantıda, daha önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığına Bildirilen taşınmazlardan 18 adedi, Ali Rıza GÜLKANAT tarafından trampa kapsamında değerlendirilmesi kabul edilmiş, bunun yanında yine Ali Rıza GÜLKANAT tarafından trampa kapsamında değerlendirilmek üzere İlinizde bulunan 241 adet taşınmaz liste halinde sunulmuştur…”

Bu yazıdan anlaşıldığı kadarıyla Ankara’da, Milletvekillleri, Bakanlar, Müsteşarlar, Genel Müdürler, bu adamlarla kapalı kapılar ardında defalarca toplantılar yapmışlar ve bu adamlara hazine arazisi beğendirmeye çalışmışlar.
Beyefendiler onlara gösterilen 81 adet araziden 18’ini kabul etmişler. Ama kendilerinin istediği 241 adet hazine arazisi daha varmış. Onları da istiyorlarmış. 

Görüldüğü gibi koskoca devlet ve bu devletin bakanları, müsteşarları, teşkilatı EVKUR’un ve onun adına hareket eden Ali Rıza GÜLKANAT’ın elinde oyuncak oluvermiş. Mal bulmuş mağribi gibi Hazine arazilerini kapatmak için, Devletin bürokratlarını elinde oynatan bu tiplerin, bu adamlara kapılarını ardına kadar açan Başta Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Milli Emlak Genel Müdürü Abdullah Kaya ve sıralı amirleri, Devleti nasıl bir duruma soktuklarının farkındalar mı acaba? 

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
AnketAnket

2019 YEREL SEÇİMLERDE HANGİ PARTİYE OY VERECEKSİNİZ?

AK PARTİ
CHP
MHP
İYİ PARTİ
SP
HDP
DİĞER
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber